MAİL LİSTEMİZE KATILIN

Ad, Soyad E-Posta
     

Biz Sizi Arayalım

 
 

HİPERAKTİFLİK

 

Hiperaktivite için:

  • Öğrencinin yanında daha sakin davranışlarıyla ona örnek olabilecek birini oturtun.
  • Fiziksel hareket için öğrencinize gün boyu fırsat verin. Hareket imkanı sağlayacak aktivitelere yönlendirin. ( Tahtayı sil, kağıdı çöpe at, kitabı getir vs. )
  • Tüm sınıfın katıldığı fiziksel egzersizler yaptırın.
  • Bazen kendi kendine konuşması, garip sesler çıkarması, kıpır kıpır olması, ellerini ayaklarını sallaması sizi şaşırtmasın. O sizi dinlerken başka bir şeyle uğraşabilir. Bu durumu engellemeye çalışmayın.
  • Hiperaktif davranışları azaltması için öğrenciye sınıf ortamının düzenini bozmayacak hareketlere izin verin.
  • Sınıf dışı bir iş oluşturarak bazen sınıftan dışarı çıkmasını sağlayınız. ( araç gereç aldırma veya gönderme vs. )
  • Sınıf içinde heyecan uyandıracak durumlardan kaçının. Bu gibi durumlarda hiperaktivitesi artmaya meyillidir. Heyecan durumlarında kontrolü mutlaka sağlayın.
  • Sınırlar koymaktan çekinmeyin. Sınırlar çocuklara ceza vermek değil, onların rahatlığı ve çevrelerine güven duymalarını sağladığı içindir.
  • Çocukların kendilerini değerlendirmeleri için yardımcı olun. Çoğu zaman nasıl davrandıklarının farkında değildir. Yapıcı bir tutumla ( Sen böyle davrandığında, arkadaşının neden üzüldüğünü biliyor musun? ) davranışlarının yanlış olduğunu anlamasına yardımcı olun.
  • Daha az yıprandırılmış, organizasyonun olmadığı sınıf dışı ortamlarda da (yemekhane, teneffüs, koridorda dolaşmak gibi) çocuğun hiperaktivitesi artmaya meyillidir. Bu durumlarda öğrenciye, öğretmen veya bu iş için görevlendirilen bir arkadaşın yakın takibe almasında yarar vardır.

Ders başarısı için:

  • Başarısızlık şansı az olan öğrenme deneyimleri sağlamaya dikkat edin.
  • Başarılı olduğu alanlarda öğrenciyi ön plana çıkarın, böylece kendine güven duygusu artacağı gibi olumlu davranışlarını geliştirme yoluna da gidecektir.
  • Uzun yazılı ödev vermeyin bu durum onu yıldırır ve  onu çaresiz bırakır. Bu yüzden ödevlerini ayrı vermeye dikkat edin.
  • Aileye ve çocuğa ödevini akşam yemeğinden yapmasını önerin. Yorgunluk ve uykusuzluk unsurlarını göz önünde bulundurarak hareket edin.
  • Ödevlerini tam alıp almadığını kontrol edin.
  • Öğrenci başarılı oluncaya kadar ödevle ilgili beklentilerinizi azaltın.
  • Küçük olsa da başarısını sınıf içerisinde onurlandırın, övün, cesaret verin, onaylayın, umutlandırın. Başarısı ne kadar küçük olursa olsun öğrenciyi ödüllendirin.
  • Olumlu bir davranışı pekiştirirken tanımlamaya dikkat edin.
  • Yeni bilgileri verdikten sonra hemen başarılı olmasını beklemeyin. Sık sık ara verip öğrencinin tekrar etmesine özen gösterin.
  • Soru sormak ve tekrarlamak için kendilerini rahat hissetmelerini sağlayın.
  • Yanlış cevaplardan çok doğru cevap sayısıyla ilgilenin.
  • Tahtadakileri defterine geçmesi uzun zaman alabilir ek süre verin.
  • Konunun önemli yerlerinin altını çizmesine destek verin.
  • Mutlaka ödevlerini kontrol edin. Yapmamışsa nedenlerini araştırın ve nedenlerini gidermeye çalışın. Ona yol gösterin ve motive edin. Mümkünse belli bir zaman içinde bitirmesi gereken sınavlar yapmayın.
  • Sınavları çoktan seçmeli hazırlamaya özen gösterin. Bazen yazılı sınav yerine sözlü sınav yapılabilir.
  • Çocuğun neler öğrendiğini sık sık kontrol edin. Bu kontroller sonucu çalışmaya devam eder, kendilerinden neler beklendiğini bilir, hedeflerine ulaşıp ulaşmadıklarını gözlemleyebilir ve cesaretlenebilirler.
  • Öğrenirken konu başlıklarını kullanın, ana fikir çıkarmayı öğretin. Sözlü ve yazılı anlatımı birlikte kullanın. Bu tür bir eğitim, bilgileri hiç silinmeyecek şekilde çocukların akıllarına kaydedecektir. Öğrencilerin gruplar halinde çalışmalarına ortam hazırlayın. Grup içinde öğrenmek onun için daha kolay olacaktır.
  • Ödev defteri tutturun. Bu defter aile ile iletişiminizi sağlayacaktır.

Olumlu sınıf ortamına sahip olmanıza ve DEHB olan öğrencinize yardımcı olmak için, mümkün olduğunca en erken sürede düzeni sağlamak için kullanabileceğiniz bu öneriler, oluşturulacağınız kurallar ve stratejilerinizi belirlemenize faydalı olacaktır. Okul ve sınıf ortamında sağlayacağınız disiplinli, tutarlı, destekleyici ve hoşgörülü ortam çocuğun ruhsal ve bedensel sağlığı ve geleceği için büyük önem taşımaktadır. Siz öğretmenlerin sorumluluğunda olan, öğrencilerin sosyal ve akademik alanlardaki kazanmaları gereken başarılara katkı sağlayacaktır.

            Anne babaların çocuk eğitiminde sık yaptıkları hatalar

Çocuğun kişilik ve psikososyal gelişiminde, anne ve baba yaklaşımlarının çok büyük rolü vardır. Anne babanın davranış ve tutumları, çocuklarına gösterdikleri ilgi çok önemlidir. Çocuğun ilk eğitim yeri aile ortamı ve ilk eğitim alacağı kişiler anne ve babalardır. Yapılan çalışmalar çocuk üzerindeki ilk etkilerin son derece önemli olduğunu göstermiştir. Bu dönemde alınan eğitimin niteliği ve ne şekilde verileceği çocuğun hem kişilik hem de davranışlarında büyük bir yere sahiptir. Çocuğun özgüvenini kazanması, kendi ayakları üzerinde durabilmesi, çevresiyle sağlıklı bir iletişim kurabilmesi, kendisini doğru bir şekilde ifade edebilmesi, yeteneklerini kullanabilmesi, ailenin vereceği uygun eğitime ve olumlu iletişime bağlıdır. Yeterli ve uygun olmayan anne baba eğitimi birçok davranış ve uyum problemlerinin yaşanmasına sebep olur.
Bedensel ve zihinsel olarak herhangi bir problemi bulunmaya çocuklardaki başarısızlığın sebebi çoğu zaman ana babanın yanlış tutum ve davranışlarıdır. Evinde rahat olmayan, ana babasıyla olumlu bir ilişki kurmayan çocuk okul hayatına da uyum sağlayamaz, derslerine gerektiği gibi çalışamaz. Arkadaşları ve öğretmenleri ile iyi ilişkiler kuramaz. Ana baba, öğretmen ve nihayet arkadaşları ile iyi ilişki kuramayan bir çocuğun okuldan soğuyacağı ve dolayısıyla derslerine çalışmayacağı doğaldır.
Ailenin çocuğa uygun eğitim verebilmesi için gerekli en önemli şart iyi bir iletişimdir. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun çocuk konuştuğu zaman, bir problemini dile getirdiğinde onu can kulağıyla dinlemek gerekir. Genellikle çocuklarla iletişimde yapılan yaygın hata o sözünü bitirmeden konuşmaktır. İletişimsizlik çocuğunuzun kendisini size ifade edebilmesine engel olduğu gibi, ileri yaşlarda birçok sorunu beraberinde getirir.
Anne babalar genellikle çocukların dinlediklerini düşünürler, oysa çocuk konuşurken sürekli ikaz, hatırlatma, önerilerde bulunma ve fikir  yürütme gibi müdahelelerle çocuğu aslında dinlemezler. Problemi olan veya kendinden bir şey anlatmaya çalışan bir kimseye uyarı, ikaz, yargılama gibi müdaheleler  konuşan kişinin susmasını veya kendini duyulmamış hissederek küsmesine , içine kapanmasına neden olur.
Çocuğu yetiştirmede takınılan aile tutumları çok yaygın yapılan hatalardır. Bu konuda çok sık yapılan hatalardan biri çocukların aşırı korunması, çok fazla kontrol edilmesi, gerektiğinden fazla özen gösterilmesidir. Bu tarz bir ebeveyn yaklaşımı sonucu çocuk, diğer kimselere aşırı bağımlı, kendine güveni olmayan, duygusal kırıklıkları olan bir kişi olabilir. Bu bağımlılık, çocuğun yaşamı boyunca sürebilir ve aynı koruma duygusunu ilerde başkalarından da bekleyebilir.
Bir diğer çok sık  yapılan hata da aşırı hoşgörü ve çocuğa aşırı düşkünlüktür. Bu yaklaşım biçimi çocuğun bencil olmasına sebep olabilir. O, daima diğerlerinin dikkatini çekmek ve kendisine hizmet edilmesini ister.
Anne ve babadan birinsin ya da her ikisinin baskısı altında kalan çocuk, nazik, dürüst ve dikkatli davranmasına karşın, çekingen, başaklarının etkisinde kolay kalabilen, aşırı hassas bir kişilik yapısına sahip olabilir. Suçlayan, cezalandıran ve sürekli karışan anne babaların çocuklarının kolayca ağlayan çocuklar olduğu görülür. Aşırı kısıtlayıcılık kadar aşırı serbestlikte sağlıklı gelişimi engeller. Ana baba davranışlarıyla, çocukların davranışları arasındaki ilişkileri konu alan araştırmalara göre, baskıcı olmayan, esnek ve hoşgörülü fakat prensip sahibi anne babalar, çocuklara daha sağlıklı bir eğitim verebiliyorlar.
Çocuğu yetiştirmede aile tutumları dışında ailenin farkında olmadığı ama çocuğu derinden etkileyen başka hatalar da vardır. Anne baba tarafından kardeşler arasında karşılaştırma yapılması ve tanıdık sınıf arkadaşı veya bir komşuyu örnek göstererek kendi çocuğunun da aynı şekilde olmasını istemek çok hatalıdır. Bunun dışında kardeşlere ilgi ve sevgiyi eşit olarak göstermemek çocuğu çok ciddi bir biçimde yaralayabilir.
Çocukla ilgili herhangi bir problemi çocukla oturup konuşarak halletmek yerine, çocuklara karşı sert ve anlamsız otorite kurmak, onları korkuyla tehdit etmek, sindirmek, dövmek, çocuğun daha çok tepkisel olmasına ve anne babasına saygısını yitirmesine sebep olur.
Çocuklar karşısında daima öğütler veren insanlar değil, o öğütleri yaşayan modeller görmek ister. Çocuğa “kitap oku” tavsiyesinden ziyade kitap okuyarak bunun aşılanmasının daha etkili olduğunu herkes takdir eder. Gence bol bol öğüt vermek yerine örnek davranışlarda bulunan veya örnek davranışları bulup gösterin.
Anne babaların sürekli olarak çocuğun yaptığı şeyleri veya sözleri “ayıp, kötü” biçiminde değerlendirmek, küçük yaşta bu muhakeme biçiminin çocuğun içine yerleşmesine ve çoğunlukla olumsuz yönde davranmaya eğilim gösterebilir.
Anne babaların çocuklarının kişiliklerini geliştirme, normal bir şekilde psikososyal gelişimini sağlamak ve uygun eğitimi vermek için yapmaları gereken şeyleri şu şekilde sıralayabiliriz: sevgi, sabır, anlayış ve hoşgörü temelinde eğitim, çocuk yetiştirmede aşırı hoşgörü veya katı disiplinin uygulamalarından kaçmak, çocuğa karşı anne babanın kendi arasındaki söz ve davranış birliği, tutarlı olmaktır. Çocuklarına her yönüyle değer vermeleri, kişiliklerine saygılı olmaları, onları dinlemeleri, kendi aralarındaki problemleri çocuğa yansıtmamaları onlara zaman ayırmaları şeklinde özetlenebilir.

Hiperaktiflik Nedir

Çocuklar; çocukluk dönemleri boyunca birçok rahatsızlık geçirebilirler. Aslında bu durum, tamamen vücudun normal yaşama adapte olması ile ilgilidir. Yani ilerde aynı tür hastalıklara yakalanıldığında vücut, bunlara hazırlıklı olsun diye, bir çeşit bağışıklık dönemi geçiririz. Bu tür hastalıklar, daha çok bedensel bozukluklar olarak karşımıza çıkmakta. Bir de bunların dışında ruhsal rahatsızlıklar yaşanabilir. Çocukluk döneminde en sık karşılaşılan fiziki ve ruhsal bir boyuta erişmiş olan hastalıklardan biri de hiperaktifliktir. Hiperaktif kavramı, aşırı hareketlilik durumundan gelmektedir ve tamamen aktivite ile ilgili bir durumdur. Bu rahatsızlık tam olarak fiziki ya da tam olarak ruhsal bir rahatsızlık olarak ifade edilemez. Bu yüzden tıbbi kaynakların birçoğunda genel bir tanı ile karşılaşmak zordur. Hiperaktifliği genel olarak çocuğun yerinde duramama, sürekli hareket içinde olma eğilimi olarak ifade etmek de mümkündür. Hiperaktiflik, genelde yaramazlık ve huysuzluk gibi anlık durumlarla karıştırılmaktadır. Hiperaktiflik ve yaramazlık kavramları, birbirine yakın olsa da ayrı sonuçlar doğurmaktadır. Yaramazlık, çocuğun çevresinden ya da karakterinden kaynaklanmaktadır. Hiperaktiflik ise, bir tür enerji patlaması olarak açığa çıkar.
Ailelerin bu tür konularda çok dikkatli olması gerekir. Çünkü Hiperaktif çocuklar, çevreleriyle iletişim kurmaktan genel olarak kaçınırlar. Sürekli hareket etme eğilimi olan çocuk, dikkat bozukluğu ve odaklanamama sorunları da yaşayabilir. Hareketsiz olduğu zamanlarda bile sürekli hareket ve atraksiyon düşünen çocuğun beyni, diğer unsurlardan uzaklaşır. Bu durumda eğitim hayatında da bir takım sekteler oluşabilir. Çocuk, Hiperaktif bir görüntü çizmeye başladığında ailesi hemen bir doktora danışmalı ve bu konu hakkında bilgi almalıdır. Elbette yaramaz olan her çocuk, hiperaktiftir diye bir durum söz konusu olamaz; fakat getirdiği olumsuz sonuçlarla kıyasladığımızda böyle bir risk almak doğru bir davranış olmayacaktır. Bu yüzden çocuğunuz aşırı yaramaz olmasa bile her ihtimali göz önünde bulundurarak iyi bir hekimden yardım almanız daha sağlıklı olacaktır.

Hiperaktivite ve Zararları

Hiperaktivite; daha çok çocuklarda görülen; fakat zaman zaman yetişkinlerde de hissedilebilen bir rahatsızlıktır. Adından da anlaşılabileceği gibi bir tür enerji patlamasıdır. Çocuklar, bu dönemi geçirdiklerinde oldukça yaramaz olurlar. Her anları hareket içinde geçer ve bir eylemden başka bir eyleme geçtiklerinin farkına bile varmazlar. Aileler, bu tür durumlarda çocuklarının yaramaz olduğundan şikâyet etmektedir; fakat hiperaktivite, yaramazlığın çok ileri bir düzeyidir. Bu sebeple bazen tedavi gerektirebilir. Çocuğunuz farklı eylemlere çok kısa sürede geçiyorsa, Hiperaktivite yaşıyor olabilir. Örneğin; koşup oynarken bir anda bir yükseltiye çıkmaya çalışırsa, oyun parklarında sürekli tırmanma ve zıplama eğiliminde olursa Hiperaktif özellik taşıyor olabilir. Bu sebeple derhal bir uzmana görünmesi şarttır. Aksi takdirde kalıcı ya da olumsuz sorunlara yol açabilir.
Hiperaktivite, özellikle okul çağındaki çocuklar için kötü bir rahatsızlıktır. Çünkü beraberinde dikkatsizlik ve önemsemezlik gibi durumları da getirir. Çocuk, derse ya da kendisine öğretilene odaklanma isteğinde olmadığından eğitim sürecini başarısız geçirir. Eğitime en çok ihtiyaç duyduğu bu dönemi, boş geçirmesi durumunda tüm yaşamı değişebilir. Bu durumda ailelere büyük sorumluluklar düşmekte. Klasik yaramazlık kavramının dışına çıkan çocuklar, hemen bir uzman kontrolünden geçmelidir. Belki çocuğunuz hiperaktif olmayabilir ve sadece yaramazlığın verdiği enerji ile bahsedilen eylemlerde bulunabilir, fakat yine de böyle bir riski almamak gerekir.
Çocuklar, çocukluk dönemi boyunca sürekli enerji atımında bulunurlar. Bedenleri bazen bu enerjiye alışık olmadığından hasar görebilir. Hiperaktivite dönemindeki çocuklar da bu durumla karşılaşabilirler. Bu sebeple ruhsal bir rahatsızlık olarak görülen hiperaktivite, beraberinde fiziksel rahatsızlıkları da getirmiş olur. Çocuk yaşta görülen birçok rahatsızlığın temeli de hiperaktiflikten gelmektedir. Bu sebeple ailelerin oldukça dikkatli olması ve çocuklarını oyun anında bile özel olarak izlemesi gerekir.

Hiperaktivitenin Çocuk Üzerindeki Etkileri

Hiperaktivite; çocuklarda sıkça görülen, fiziki ve psikolojik etkenleri bir arada bulunduran bir rahatsızlıktır. Hiperaktivitenin, çocuklara yararlı ve zararlı etkileri söz konusudur. Aşırıya kaçmayan hiperaktiflik, çocuğun hayata daha fazla adapte olmasını sağlar. Tersi durumunda ise çocuk dikkat bozukluğu yaşadığı için yaşamsal faaliyetlerden uzak kalır. Hiperaktiflik, her çocukta görülebilecek bir rahatsızlıktır. Bu sebeple aileler, çocuklarını her açıdan incelediği zaman bu duruma da değinmelidir. Hiperaktif olan çocuklar, genelde yerlerinde duramazlar; fakat bu durum klasik yaramazlık olgusuyla karıştırılmamalıdır. Yaramazlık, daha çok belli dönemlerde ve durumlarda meydana gelmektedir. Bazı çocuklar, bazen yaşıtlarıyla bir araya geldiklerinde ya da yabancı birini gördüklerinde şımarma eğilimine girerler ve bir takım yaramazlıklar yaparlar. Kısaca yaramazlığın esas amacı; ilgiyi kendi üzerinde toplamaktır. Hiperaktiflik ise bundan çok daha farklı bir kavramdır. Çünkü hiperaktif olan çocuk yaramazlık yaptığının farkında değildir ve içten içe bir enerji yüklenmesi hisseder. Bu enerjiyi boşaltabilmek adına sürekli hareket eder. Bazen hareketinin özel bir amacı yoktur ve sadece bu enerjiyi dışa atmak için koşup zıplar. Çocuk bünyesi, aşırı etkiye maruz kaldığında zarar gördüğü için bu hareketler bir süre sonra çocuğa zarar vermeye başlar. Fiziki ve psikolojik etkiler ortaya çıkar ve bunlar, bir süre sonra bir takım hastalıkları da beraberinde getirir.
Hiperaktivite durumu ile karşılaşıldığında bu alanda uzman bir hekime danışmak gerekir. Ailelerin bu konuda yaptığı en büyük hatalardan biri de çocuğun yaramaz olduğunun düşünülmesi ve bu yüzden çocuğa tepkiler verilmesidir. Uzmanlar, bu tür durumlarda çocuğa gösterilen tepkinin yanlış olduğunu savunmakta. Çünkü çocuk, hiperaktivitenin verdiği etki ile bu kadar aşırı hareket etmektedir. Sonuç olarak bu tür durumlara karşı ailelerin bilinçlenmesi çok önemlidir. Önemli durumlarda iyi bir çocuk doktoruna danışmak gerekebilir.